7 Günde Baştan Başa Yunanistan Seyahati

By kucukbavul

 

Eşimle uzun zamandır hayalini kurduğumuz Yunanistan turunu bu sefer yapmaya karar verdik. Planımıza son anda çok sevgili baldızımda katıldı ve 3 kişi yola çıktık:)Gitmeden önce bir rota planı oluşturduk ve herhangi bir otel vs araştırmadan tamamen spontane olarak yola çıktık. En keyif aldığım seyahatler bu şekilde yaptıklarım oluyor. Sadece gideceğim rotayı oluşturup kalacağım yer , gittiğim yerlerde gezeceğim yerler vs hepsini yol boyunca organize ediyorum. Genelde benimle ilk defa seyahat eden insanlar bu durumdan çok gergin oluyorlar fakat bu şekilde seyahatin tadı da bir farklı oluyor 🙂

Rotamız ; yukarıdaki görselde de paylaştığımız gibi şu şekilde ;

1.Gün  :  Thassos Adası

2.Gün :  Halkidiki – Selanik

3.Gün :  Selanik – Meteora – Atina

4.Gün :  Korint Kanalı – Nafplion – Nea Kios – Atina

5.Gün :  Atina

6.Gün :  Atina – Pire – Midilli

7.Gün  : Midilli – Ayvalık – Bursa

 

Toplam yaklaşık  2.500 KM’ den oluşuyor.

 

Seyahatimize başlamadan önce kendi aracımızla yola çıkacağımız için yeşilkart sigortamızı (yurtdışı trafik sigortası) ve kasko poliçemize yurtdışı kasko teminatı eklettik. Burada zorunlu olan sadece yeşilkart sigortası fakat orada aracınızın başına gelebilecek herhangi bir duruma karşı kasko poliçenize de yurtdışı teminatını ekletmenizi tavsiye ederim.

Tüm hazırlıklarımızı yaptıktan sonra gece saat 00.00 gibi yola çıktık. İpsala sınır kapısına sorunsuz bir şekilde geldik. Burada da bir şehir efsanesine son vermek istiyorum. Arkadaşlar daha önce araçla birçok defa Yunanistan’a gitmiş biri olarak söylüyorum kesinlikle yeni ehliyete ya da herhangi bir Turing belgesine vs. gerek yok. Sadece yeşilkartınız yeterli..

İpsala’dan geçtikten sonra Yunanistan otoyoluna giriş yaptık.Yunanistan’da dizel akaryakıtın litresi 1.60 euro. Yani şuanki kur ile hesaplarsak yaklaşık 8 tl ‘ye geliyor. İlk defa Yunanistan’da akaryakıtın ülkemizden daha pahalıya geldiğini ben bu tatilimde gördüm. Yunanistan’ın bu tarafı çok sakin olduğundan ve saat gece yarısı olduğundan yol bomboştu. Sabaha karşı saat 05.00 gibi çok rahat bir şekilde Thassos feribotlarının kalktığı en yakın yer olan Keremetli ‘ye vardık. Feribot biletlerimizi buradan satın alıp yaklaşık 1 saat süren feribot yolcuğumuza başladık. Buradan Thassos adasının 2 farklı noktasına feribot bulunuyor. Bunlardan ilki adanın kuzey doğudaki Thassos limanı, diğeri ise kuzey batı bölgesindeki Pirinos limanı. Biz açıkcası ilk hangi feribot varsa ona bindik ve bu da Pirinostu:) Burada sakın ” ama niye Pirinos ? Diğer limanın orası daha hareketliymiş .” gibi şeyler düşünmeyin.Yazının başında da dediğim gibi spontane bir tatil olacağını söylemiştim:) Altımızda arabamızda olduğu için zaten kalacağımız bölgenin bizim için bir önemi yoktu. 5.30 Seferine biletlerimizi aldık.

Bizim gittiğimiz dönemdeki sefer saatleri listesi buydu. Güncel saatleri www.thassoslink.gr adresinden görebilirsiniz.

Bilet ücretleri ise şu şekildeydi ;

Kişi başı : 4 Euro

Araç ücreti : 24 Euro’ydu.

Fakat yukarıdaki görselin altında da yazdığı üzere kırmızı renkli belirtilen seferlerde araçlarda %50 indirim uygulanıyor. Biz bundan faydalanamadık ama umarım siz faydalanırsınız 🙂

 

Pirinos feribotundayken ve saat artık sabahın 6 sı olmuş , gün doğmaya başlamışken aklıma halen kalacak bir yer ayarlamadığım geldi:) Genelde otel işini son ana bırakmamın nedeni ise şöyle ;

Booking.com ve Hotels.com gibi sitelerin otel yönetici panellerinde otellerin “belirli bir saatten sonra odalarda müsait olursa fiyatları belli bir % ‘de düşür ” şeklinde seçenekleri bulunuyor. Yani gideceğiniz yerde herhangi bir anormal durum yoksa ( Yüksek sezon, festival, büyük bir etkinlik vs) otellerin doluluk oranları yüksek olmuyor ve mutlaka bazı oteller (ki buna 5 yıldızlı otellerde dahil) fiyatlarını inanılmaz rakamlara düşebiliyor. Ben genelde spontane tatil anlayışımda bu şekilde otel alıyorum.

Booking.com üzerinden baktığımda ineceğimiz limanın hemen 200 metre ilerisinde deniz kenarında 3 kişi toplam 250 TL ‘ye ( 45 Euro) Studio Xanthi adında güzel yorumları olan bir apart stüdyoya rezervasyonumu yaptım. Burada şunu da belirtmek istiyorum. Booking.com ‘da Genius üyesi olduğunuz takdirde bazı otellerde erken check-in ve geç check-out gibi ayrıcalıklarınız bulunuyor. Ben de özellikle Genius seçenekli bir oteli tercih ettim. Odalar müsait olduğu takdirde sizi kesinlikle bekletmiyorlar. Eğer girişiniz saat 12.00 de falan derlerse mutlaka Booking Genius üyesi olduğunuzu söyleyin hatta rezervasyonunuzdan gösterin.

Otele vardığımızda bizi resepsiyonda ismini unuttuğum bir bayan tüm karşıladı.O henüz daha rezervasyonu görmemiş olacak ki bizi görünce birazcık şaşkınlık geçirdi:) Hemen kontrolünü yaptıktan sonra odamızın müsait olduğunu ve giriş yapabileceğimizi söyledi. Odamız 3 tekli yataktan , mini bir mutfak ve banyodan oluşuyor. Otelin hemen önü ise kumdan bir plaja sahip. Biz otele yerleşir yerleşmez hemen yatağa kendimizi attık ve birkaç saat uyuduk.

Öğlen saatlerinde uyanır uyanmaz hemen yakınlarda kahvaltı edebileceğimiz bir yere gittik. Kaldığımız yer tam merkezde olduğu için heryer yürüme mesafesinde bulunuyor. Thassos’un beachlerini daha önce çok duymuştuk ve bugün Beach Crawl yapmaya karar verdik:) Her gittiğimizde plajda 1 saat kalarak tüm beachleri gezmeyi kafamıza koyduk.Kahvaltı sırasında netten hızlıca bir araştırma ile 4-5 tane beachi listeme ekledim. Otele dönüp eşyalarımızı alacağımız sırada resepsiyondaki bayan bize ücretsiz katlanabilir şezlong verdi.Bu şezlonglar inanılmaz pratik herkese tavsiye ederim. Bir tane bagajda bulundurun:) Katlanır sandalye gibi katlıyorsunuz ufacık bir alan kaplıyor. Açtığınızda ise bildiğiniz şezlong:)Daha sonra markette sorduğumuzda 45 Euro olduğunu öğrendiğimiz şezlongun konaklama boyunca ücretsiz verilmesi tabii ki ayrı bir keyifti:)Şezlonglarımızı da aracımıza yerleştirerek hemen ilk rotamız olan Psili Ammos Beach ‘e doğru yol aldık.

Burası Thassos adasının güney tarafında yer alıyor. Sahil tamamen kumdan oluşuyor. Beach’te dilerseniz ücret vererek kullanabileceğiniz şezlong ve şemsiyeler bulunuyor. Buarada sahile giriş yaparken de herhangi bir ücret ödemiyorsunuz, otoparka araç parkederken de ödemiyorsunuz. TR’den sonra bunlar insana biraz garip geliyor. Özellikle Çeşme, Bodrum taraflarında nefes bile alırken para verildiğini hesaba katarsak 🙂

Eğer Beach’in kendi şezlong ve şemsiyesinde fayladalanmak istemezseniz dert değil , yan tarafta boş gördüğünüz bir bölgede açıyorsunuz kendi şezlongunuzu , havlunuzu rahat rahat güneşin ve sahilin tadını çıkarıyorsunuz ! Hemde 1 kuruş para ödemeden:) Yunanistan’daki sahillerin en büyük güzelliklerinden biri de bu.Gittiğiniz hiçbir sahilde ücret ödemek zorunda değilsiniz. Sadece tesisin olanaklarından (şemsiye,şezlong,duş vs..)faydalanırsanız ödeme yapıyorsunuz.  Biz portatif şezlonglarımızı burada kullanmaya başladık:) Biraz yüzdükten sonra güneşin tadını çıkardık ve bize ayrılan 1 saatin sonuna geldiğimizde hızlıca toparlanıp bir sonraki yüzme noktası olan her Thassos fotoğrafında gördüğümüz meşhur “Giola” doğal deniz havuzuna gittik. Buraya gidiş kısmı biraz sıkıntılı. Aracınız yerden yüksek değilse yol kenarına parkedip yürümenizi tavsiye ederim. Yolun yarıya kadar olan kısmı gerçekten bozuk. Yaklaşık 300-400 metre yürüyerek iniyorsunuz ama asıl kötü olan biryandan da bu yolu tekrar nasıl çıkacağım diye düşünmeniz:(

Yürüyüşü bitirdikten sonra meşhur Giola ‘ya varıyoruz.

Burada da yüzüp , yukarıdaki arkadaş gibi artistlik atlama yapanları izledikten sonra süremizin sonuna geldik ve tekrardan yola koyulduk. Yukarı çıkışımız tahmin ettiğiniz üzere işkence gibiydi:) Yol üzerinde bir kafe bulunuyor. Burada Yunanlıların kutsal içeceği olan Frappelerimizi (Buzlu kahve ) içip biraz dinlendik ve yukarıya çıktık. Tembel arkadaşlara tavsiyem yolun başında belirli bir ücret karşılığı aracıyla yukarıya çıkaran arkadaşlar bulunuyor. Biz sorduk 10 euro dediler pazarlık yapmadık ama bence iş 7 ye falan biterdi:)

Meşhur Giola’dan da ayrıldıktan sonra artık adanın doğu tarafına doğru hareket ettik.Bir sonraki durağımız eşimin favorisi Paradise Beach oldu. Burası adından da anlaşılacağı üzere kumun ve denizin rengiyle adeta bir cenneti andırıyor.

Ulaşımı da gayet kolay. Aracınızı içeriye park ederek  ya da yol kenarına bırakarak girebiliyorsunuz. Yine içeride herhangi bir ücret ödeme zorunluluğunuz bulunmuyor. Kendi havlunuzu serip rahatlıkla yüzebilirsiniz.

Buradan da ayrıldıktan sonra daha yukarıya doğru hareket ederek Golden Beach’e gittik. Golden Beach yerleşimin en yoğun olduğu bölgelerden biri. Denizi tamam evet güzel fakat o kadar kalabalıktı ki ya da diğer sahillerde sakinliğe o kadar alıştık ki buraya hiç girmemeye karar verdik ve yukarıya doğru devam ederek en çok merak ettiğim Marble Beach’e doğru yola koyulduk. Golden Beach ile Marble Beach arasındaki yol tam bir facia.Aşağıdaki görseli daha iyi anlamanız için koyuyorum. Buarada Golden Beach navigasyonda Saliara Beach olarak geçiyor bilginiz olsun.


7.5 Km’lik yolu yaklaşık yarım saatte gidebiliyorsunuz. Deniz kenarından patika şeklinde devam ediyor yol. Eğer yavaş ve sakin şekilde giderseniz aracınızın altını vurmadan rahatlıkla geçebilirsiniz. “Yaa ne gerek var bu eziyete” diyenleri duyar gibiyim.Ama emin olun yolun sonunda çileyi çektiğinize değecek bir sahil yer alıyor. Adından da anlaşılacağı üzere Marble Beach gerçekten mermer parçaçıklardan oluşuyor. Kumu bembeyaz mermerden oluştuğundan suyun rengini de daha bir turkuaza dönüştürüyor.

 

Marble’da biraz fazla oyalandık sanırım:) Buradan çıktıktan sonra hemen ileride diğer feribot limanı olan Thassos limanının olduğu bölgeye Limanas bölgesine gittik. Burası bizim kaldığımız bölgeye göre daha hareketli bir yer.  Burada kısa bir tur attıktan sonra karnımızın da acıklamasıyla kendimizi Panagia köyüne attık. Panagia köyü meşhur oğlak çevirme, kömürde kokoreç , ve tavuğuyla ünlü. Burada Elena’nın Tavernası adlı yere oturduk.Oğlak,kokoreç ve tavuktan birer porsiyon söyledik.Yanına da ev yapımı şaraplarından istedik. Oğlak eti sanırım zamanı olmadığı için pek hoş değildi. Fakat kokoreç ve tavuk çok lezzetliydi. Şarabı denemenizi tavsiye ederim. Tıpki Şirince’de olduğu gibi bu bölgeninde şarapları meşhur ve birbirinden güzel şarap çeşitleri bulunuyor. Mekandaki tek kusuru söylüyorum; yemeğin gelmesiyle birlikte yemeğimize birkaç arı dadandı. Ben hayatımda ilk defa kokoreç yiyen arı gördüm:) Hiçbir blogcu bu arı saldırısından bahsetmemiş ben size şeffaf olmaya yemin ettiğim için açık açık söylüyorum ona göre hazırlığınızı yapın 🙂 Hesap yaklaşık 25 euro geldi bu arada.

Yemeğin ardından tekrar otelimizin olduğu bölgeye vardık. Birazda burada turladık. Güzel bir krep yiyerek , marketten magnet vb hediyelerimizi aldık ve otelimize döndük. Tahmin edersiniz ki yorgunluktan nasıl uyuduğumuzu bile hatırlamıyoruz 🙂  Yarın rotamız Halkidiki – Selanik !!!

This entry was posted in Yunanistan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir